|
Boynu Bükükler! |
Asırlar var ki,
sefilleri oynayan Anadolu halkının evlatları bu yılda boynu
bükükleri oynamaya devam edecekler. Onbinlerce genç ve genç kız
okullarının önünde boynu bükük bir şekilde bekleyecekler.
İlk müsabakada haksız bir şekilde tuş edildiler. Yani ÖSS de.
Öncelikle, lise ve meslek liseleri ayrımından, sonra büyük şehir ve
taşra liseleri alan puanlamalarından cezalarını aldılar.
Hangi akla hizmet böyle bir ayrımcılık ve bölücülük yapılıyor
anlamak zor. Devlet olarak sen, Ankara, ya da İstanbuldaki okullara
her türlü inkanı sağlayacaksın. Taşralı çocuklar, öğretmsensiz ve
yetersiz imkanlarla ÖSS imtihanlarına girecekler, fakat soruların
tamamını bilseler bile üniversiteye giremeyecekler. Taşra çocukları
zenci sayılacak. Adalet mi bu yani?
Meslek Lisesini bitiren bir öğrenci, bütün soruları bilecek, ama
ayırımcılık yüzünden o da üniversite kapısından geri dönecek.
İmam Hatipli bir öğrenci bütün soruları doğru cevaplayacak, ama
İlahiyat Fakultelerinin haricinde bir tercih yaparsa, en az 50 puan
kaybedecek. İlahiyat mezunları da öğretmen yapılmadığına göre, ne
olacak bu çocukların hali? Diğer meslek liseleri için de durum aynı.
Kıt imkanlarla eğitim ve öğretim yapan ve üniversiteye girmeye hak
kazandıkları halde kapı dışarı edilen yüzbinlerce çocuğun vebalini
kim ödeyecek acaba?
Başörtülüler?.. Onlar insan bile sayılmıyorlar. Zaten yerli zenci
olmalarının gereği tam altı yıldan beri onların boyunları bükük.
Onlar, her gün güneş doğarken umutlanıyorlar, her kuşluk vakti ölü
umutlara bürünüyorlar. Yani her gün yeniden doğuyor, her gün yeniden
ölüyorlar. Bir rüya ki, 2200 günden beri devam ediyor. Her gün yeni
umutlara gebe bir rüya!..
Bir yanda Allah Teâlânın emirleri ve mükafaatları... Öbür tarafta
kendilerini ilahlaştıranların yasakları ve cezaları... Ve seçme
hakkı bile tanınmayan masum kız çocukları...
Ve bir de bütün bu olanlara aval aval bakan yetmiş milyonluk bir
halk...
Üç beş bini aşmayan dayatmacılara karşılık, dut yemiş bülbüle dönmüş
yetmiş milyonluk Türkiye!.. Esaret!.. Boyun eğme!.. Kölelik!.. Ve
kula kulluk!..
Hazreti Adem (a.s.)dan beri iyiler ve kötüler arasındaki kavgada,
kötüler her zaman hile ve zorbalıkla iyileri kul, köle etmeye
çalışmadılar mı? Yine aynı zorbalık!.. Yine aynı hile!.. Yine aynı
tahakküm!..
Müslümanları zaman zaman Allah ile kul arasına girmekle suçlarlar.
Bakınız!.. Bu dürüst adamlar, bu suçu asla işlemiyorlar. Dedik ya!
Onlar dürüst adamlar. Müslümanlara binbir türlü yasak koymaları asla
Allah ile kul arasına girmek diye tanımlanamaz değil mi? Fakat
başörtülü kızların örtüleri siyasi simge sayılabilir değil mi?
Siyasi simge, devlet yıkan, cumhuriyet batıran tipten bir şey.
Başörtüsü zorbalığı Anadolu evlatlarına yapılanların en son halkası
sayılır. Bundan öncekilerden de yukarıda bahsetmiştik. Fakat bu
yeterli değil.
Meslek Liselilerin ikinci sınıf vatandaş sayılmaları da bu konunu
içerisinde tabii. Onun için yazımızın başlığını boynu bükükler
koymuştuk.
Başörtülüler nasıl ki insan sayılmıyorlarsa, Anadolu çocukları da
insan sayılmıyorlar. Evet, ne diyorduk?..
Taşrada doğmak bir suç, Ankaranın en gözde bir semtinde doğmak bir
mükafaat sebebi. Onun için imtihanlarda taşralılar bütün soruları
bilseler bile, karar alınmıştır bir kere üniversitelere
giremezler... Yasak!.. Onlar okuyup da ne yapacaklar? Babalarının
çiftlerini kim sürecek?.. Harmanlarını kim kaldıracak?..
Meslek liselilere ve Anadolu çocuklarına gizli, başörtülülere
açıktan konulmuş bir yasak var ortada.
Efendiler ve köleler!..
Beyazlar ve zenciler!..
Ya da sahte ilahlarla onlara tapmayı kabul etmeyen müslümanlar!..
Medeni(!) dünyanın ve modern çağın gerçek yüzü ile, ilerici ve
çağdaş insanların gerçek çehrelerini ortaya koyan bir tablo ile
karşı karşıyayız.
Zulüm gören Anadolu çocukları...
Zulme rıza gösteren 70 milyonluk halk...
Ve zulüm ve canavarlığının hesabı sorulmayan bir avuç mahluk...
Gel de ağzını bozma!.. Tabii ağzını bozmamayı başarabilirsen!..
Yüreğimi kavurup duran yaralarıma bir melhem sürecek bir insan yok
mu?..
Zulüm mihrakları sesimi duymuyorlar, bari Milli Eğitim Bakanlığı
duysa!.. Ne güzel olur değil mi? |
|