Yazılar

Möllemann’a Suikast mı Yapıldı?

Alman Politikacılarının renkli siması dün hayata veda etti. Ben hiç şaşırmadım. Ancak olaydan hemen sonra medyanın intihardan söz etmesi kuşkularımı daha fazla artırdı. Ben bu sonu arzu etmiyor olmama rağmen bekliyordum. Çünkü Yahudi asla kendi kuyusuna taş atılmasını istemez.
Dikkat ederseniz, siyonistler, söz birliği etmişcesine “Möllemann öldürülmesi gerektiği”ni bile parvasızca dile getiriyorlardı. Avrupa’dan Filistin lehine çalışan bir politikacının çıkması ne demek, biliyor musunuz? Siyonistler buna nasıl dayanır?
Sonra yüzkarası Siyonist Tarih buna asla izin vermez. Böyle bir izin, siyonist tarihin bütün pisliklerinin orta yere serilmesi olacaktır. Buna ancak, konuşanın boynunu koparmak, yazanın kalemini kırmakla engel olabileceklerini düşünüyorlar. Fakat onların planlarına karşı Allah’ın da bir planının olduğunu düşünmek bile istemiyorlar.
“Eğer Alman yahudilerini rencide ettiysem, onlardan özür dilerim ama, İsrail tarafından Filistin halkına yapılan zulme karşı dile getirdiğim görüşlerimden asla pişman değilim ve kendimi o direnen Filistin'li insanların yanında hissediyorum..” demişti. Bu özür dileme bile, yahudi cemaati lideri Paul Spiegel ve Michael Friedmann tarafından “Özür dilemesi bile, Almanya'daki yahudi düşmanlığı fitilini ateşledi...” diye suçlanmıstı.
Bununla da yetinmediler. Parti adına aldığı yardımları, Möllemann’ın özel hayatını sorgulamaya başladılar. Bu da yetmedi. FDP’den kovdurdular. Jürgen Möllemann’ın partisi, seçmeni ve Almanlar tarafından da yalnız bırakılmasını sağladılar.
Olayın ilk dakikalarında intihardan söz edilmiş olmasını anlamak kolay değil. Kaza olmasına da pek olumlu bakılması safdillik olur. Çünkü her paraşütçü sırtında iki paraşüt taşır. Birincisi açılmazsa, ikincisi otomatikman devreye girer. Anladık birincisi açılmadı!.. İkincisine ne oldu? Bu da kaza olmasını zorlaştırıyor. Geriye suikast kalıyor ki, zaten yahudiler “öldürülmeli” demiyorlar mıydı. Siz bundan sonrasına bir bakın.
Schröder Hükümeti bu olayın sonuçlandırılmasını, gerçeğin ortaya çıkmasını istiyorsa, bu olayla ilgilenen bütün kurumlarda çalışan kişileri iyi korusun. Eğer ilgili kişilere güven verilemezse, bu olay “faili meçhul cinayet” olarak ortada kalacaktır.
Aslında Filistin Davası’nın savunucuları olarak bizler, bu gibi şahıslara sahip çıkmamız ve onları korumamız gerekirdi. Bırakın elden olanları, bizden olanları bile tu-kaka etmekten geri durmuyoruz. Jürgen Möllemann gibi sözünü esirgemeyenleri nasıl koruruz? Benim ki de laf olsun!..
Evet, iddialar intihar, kaza ya da suikast... Fakat ilk ikisisinden biri bile olsa, bizi bağlar. Çünkü, çepeçevre kuşatılmış bir yalnız adam daha ne yapabilir ki?
Jürgen Möllemann’a Yahudilerin pohpohlaması ile saldıran ve onu yalnız bırakanlar artık ellerine kına yakabilirler. Çünkü Jürgen Möllemann artık yok. Siyonistler de bayram edebilirler. Fakat unutmasınlar ki, birileri de onların arkasından bayram yapacaklardır.
Filistin, güçlü bir savunucusunu kaybetti. Fakat Allah yeni savunucular verecektir onlara inşaallah. Mazlumların savunucularının susturulmasına gönlümüz razı olmuyor işte! Üzüntümüz buradan kaynaklanıyor.
Ne diyelim?
Toprağı bol olsun!