Yazılar

Yuvaya Dönemeyenler Arasında

Sizlere “gidiyorum” diyemeden, “veda edemeden” kopup ta buralara geldim işte. Sözde kafa dinleyecek, sıkıntı ve bunalımdan uzak bir tatil yapacaktım. Kafaya koymuştum bir kere... Hatta kısa zamanda bitirmem gereken bir iki kitap olmasa, bilgisayarın başına bile oturmayacaktım. Kendime bir güzel tatil sunacaktım. Fakat evdeki pazarlık yine uymadı çarşıya.


Evet!.. Evdeki pazarlık çarşıya uymadı. Uymaması da gerekiyordu aslında, ama ben iki ucundan çekip uzatacak, gözlerim ve kulaklarım kapalı bir tatil geçirmek için elden ne gelirse yapacaktım.
Olmadı!.. Hem nasıl olurdu ki? Nasıl kör gibi, sağır gibi davranabilirdim?


Bütün bunlara, yani evde yaptığım pazarlığın üzerine koca bir çizgi çektim. Zor da olsa, siz okuyucularıma ulaşmaya ve bu köşeyi yazısız bırakmamaya karar verdim. Eğer bir aksaklık olursa, beni mazur görünüz.


Gelelim buraya ve buradakilere!..

Teröristlere af, bomba tesirini gösterdi burada. Eli silahlı katiller yuvaya dönüş hazırlığını tamamlamışlardı. Hükümet, onların af kanununu bir çırpıda meclisten çıkarmıştı.

Ve yuvaya döndüler/dönmeye başladılar. Fakat bir anda ülklenin dört bir yanında bombalar patlamaya ve insanlar telef olmaya başladı. Bu, ya affedilenlerin eve dönüş kutlaması idi, ya da hükümeti susturmak, memlekette huzuru dinamitlemek eve dönüşü tersine çevirmek isteyenlerin işi idi.


Daha açıkçası, teröristlerin dönüşüne mani olmak için, ya da hükümetin hızını kesmek isteyenler tarafından yapılıyordu bunlar.
Yine de eli kanlı katiller eve dönüyorlardı, fakat eve dönemeyenler de vardı.

İstedikleri, özlemini çektikleri, hatta ellerini açıp yollarına taş koyanların kalpleri yumuşasın diye dua ettikleri... Haklarına el konulmasından birilerinin imtina etmelerini bekledikleri... Dönmek istedikleri yuvalarına dönemeyenler vardı.
YAŞ Kararları ile ordudan atılan ve yuvaları dağılanlar...


Tam yedi yıldan beri okullarının sokaklarına bile yaklaştırılmayan kız çocukları...
Uzun yıllar yaptıkları eğitimden sonra öğretmen oldukları halde, başörtüsü nedeni ile kapı dışarı edilen öğretmenler...


Ne anlama geldiğini çok iyi bildiğim “irtica yaftası” ile onur ve haysiyetleri ile oynanan memurlar...
Ve düşüncelerini, daha doğrusu zalimlerin zulümlerini dile getirdikleri halde, madalya yerine zulüm, işkence ve zindan yüzü görenler dönemediler yuvaya.


Katil olmadıkları için...

Elleri kanlı olmadıkları için...

Bebek katili olmadıkları için...

Devleti yıkıp, yerine ikinci bir İsrail kurulması için maşa olmadıkları için...

Devleti milyarlarca dolar zarara uğratmadıkları için dönemediler yuvaya.

Ne yani silah mı alsalardı ellerine yuvaya dönebilmek için. Ya da devleti soyup soğana mı çevirselerdi?

Bunları, ya da bunlardan bir tanesini yapsalardı şimdi eve dönmüş olacaklardı.

Yazık değil mi, dönmek istemeyenleri zorla döndürmek, isteyenleri de eve dönmemelerine engel olmak için harcanan mesaiye? Ya da ayrımcılığa?..
Katili baş tacı, mazlumu da tukaka etmenin getirisi nedir ki?


Allah Teâlâ’nın dinine yasak koymanın getirisi ne?
İnsanları Allah’ın dininden uzaklaştırıp, onlar için insanların batıl bir din icad etmenin getirisi ne?
İnsanlık tarihinin en şiddetli iyilerle kötüler savaşının patlak verdiği dönemlerde, Allah yeni bir peygamber gönderir, azgınları, yoldan sapmışları doğru yola çağırırdı. Bundan sonra peygamber gelmeyeceğine göre, dünyanın sonu mu geliyor yoksa?
Bir imtihan salonu dünya!..


Dünyayı vazgeçilmez sayıp, fesada veren insanlar!..
Süflü emeller uğruna Allah’ın verdiği hakları ellerinden alınan mazlumlar!..


Ey zalimlere cennet, mazlumlara cehennem olan kahpe dünya!..

Tüküreyim senin içine emi!.. Seni yaşanmaz hale getirenlere de!..

Selam ve dua ile.