Yazılar

Zulüm İle Âbâd Olanlar…

 

 

Okullarının sokağına bile yaklaştırılmadılar... Okul önlerinden toplanıp şehirlerin dışına atıldılar… Yakalanıp hapse atıldılar… Dövüldüler… Arabaların altında can verdiler... Yerlerde sürüklendiler… Üzerlerine panzerler sürüldü… İdamla yargılandılar... Hapis cezaları aldılar… Yüzlerine küfürler edildi... Aşağılık herifler tarafından ağıza alınamayacak laflar edildi... Hem okullarına sokulmadılar, hem de tasdikname ile okullarından atıldılar… Belene kamplarında o küçücük yaş ve boylarına bakmayıp yıllarca yaşadılar… Yılmadılar… Usanmadılar… Ürkmediler… Yorulmadılar... Bıkmadılar...

Şimdi on üç, on dört yaşlarındaki bacılarımın dillerinde bir güzel şarkı, bir güzel slogan var: “Bizi bitirmeye çalışanların kendileri bitti.”

Evet zalimler ilk cezalarına aldılar, yıkıldılar; ama bacılarım hâlâ ayaktalar. Ne güzel oldu ama!.. Zalimlerin tahtları başlarına yıkıldı. Zulümleri ile hem Hakk nazarında, hem de halk nazarında sıfırı tükettiler. O küçücük bacılarım hâlâ ayakta ve onurları ile var olmaya devam ediyorlar.

Kıskanıyorum doğrusu onları. O küçücük yaş ve boylarına bakmayıp ağır yükleri omuzladılar. Ve zalimlarin tahtlarının başlarına yıkılmasına sebep oldular. Çünkü o masum çocukların havaya kalkan ellerini ve ahlarını Allah Teâlâ boş çevirmedi.

Destanlar yazdılar, korku ve ümitsizliğe boyun eğmeyerek...

Destanlar yazdılar, zalimlerden ve onların zulümlerinden korkmayarak...

Destanlar yazdılar, yetmiş milyonluk Anadolu halkının zalimlere teslimiyetlerine rağmen...

Destanlar yazdılar, ABD, Yahudi İşgal Devleti ve köhnemiş Avrupa’ya rağmen...

Destanlar yazdılar, zalimlere teslim olan ana-babalara rağmen...

Destanlar yazdılar, destanlar!

Şimdi dillerinde bir şarkı: “Bizi bitirmeye çalışanların kendileri bitti.” diye başlayan.

3 Kasım 2002 tarihini, ne onlar, ne ben, ne de zalimler unutacaklar.

“Zulm ile âbâd olanın, âhiri berbat olur” demişlerdi ısmarlama olmayan atalarımız. Allah’a çok şükür ki, üç ahbap çavuşların, üst düzeylerin, alt düzeylerin, çukurların, alçakların sonlarını gördük işte. Onlar makamlarının geçici olduğunu, zulümlerinin de cezasız kalmadığını kendi gözleri ile gördüler.

Bunlar dünya cephesinin cezasını tattılar. Bir de Ahiret cephesi var...

Hiçbir kimse unutmasın ki, Allah Teâlâ zalimlere mühlet verir, ama onları affetmez. Bir gün mutlaka her şeyin hesabını sorar. Amma bugün, amma yarın...

Halkı ile kavgalı, Hakk dine düşman, zalimlerin dostu, mazlumların katili bir idare 4 Kasımda yokoldu. Yok oldular, yok!

Sevindim!... Bu sevincin tarifi mümkün değil...

Fakat giderken hâlâ kuyruklarını dik tutmaya, ortalığı karıştırmaya devam ediyorlar. Adam olan konuşmaya, birilerini tehdit etmeye utanır. Ne yüzsüz adamlarmış bunlar?

Bir kez daha haykırıyorum ben:

Düşün bu milletin yakasından. Defolun ve gidin.

Yeter artık bu milleti iliklerine kadar sömürdüğünüz...

Yeter artık bu milleti katlettiğiniz...

Yeter artık bu milletin malını, parasını sömürdüğünüz...

Ve artık düşün bu milletin yakasından!..

Hâlâ anlamıyor musunuz? “Zulm ile âbâd olanın, ahiri berbat olur.”

Allah verdi cezanızı. Okullara almadığınız kız çocukları da helvanızı yediler.

O tatlı helvanın ta buradan, dört bin kilometreden alıyorum. Mis gibi helva pişirmişler.

Afiyet olsun bacılarıma!..

Ey bacılarım! Bayramınız mübarek olsun. Şarkınız da dillerinizden düşmesin:

“Bizi bitirmeye çalışanların kendileri bitti.”