| İşkence | ||||||||
|
Doğu Türkistan'da Çin Zulmü
Asırlar boyu zulmün her her çeşidinin denendiği bir belde Doğu Türkistan. Suçları sadece birer insan, inanan insan olmak olan bu toprağın insanlarının Çin Zulmü'nden kurtulması için yardımcı olacak kimse de yok sanki! Azgın Çin Diktatörleri olmadık işkence ve zulümleri ile Doğu Türkistandaki kardeşlerimizi toptan yok etme planları ile meşgul. Medeni(!) Dünya ise kulaklarını kapatarak, gözlerinede at gözlüğü takarak bakıyor bu dünyaya.
Onlar, yani küfür devletlerinin tavırları normal; ama, biz nasıl bakıyoruz bu mazlum beldeye? Biz onların dertleri ile dertlenip, davalarına sahip çıkıyor muyuz? Zalim Çin'e karşı onların yanında yer alıyor muyuz? Ya da Çin Diktatörleri'ne madalyalar mı takıyoruz?
Kimse yüzünü buruşturmasın! Dünü de kimse unutmasın!
Çin ordusunun Doğu Türkistan'da katliam, zulüm ve işkence yaptığı günlerde Ankara'da ANASOL-M Hükümeti Çin Diktatörü'ne madalyalar takmaktaydı. Bu "zulme devam, biz kardeşlerimize karşı sizin yanınızdayız" demekti ne yazık ki.
Bugün Doğu Türkistan Türkleri inanılmaz baskı ve zulüm altında olup , dini ve milli değerlerini korumak için ölüm - kalım savaşı vermektedirler. Çin hükümeti Doğu Türkistan Türklerini sindirmek ve bağımsızlık mücadelesinden vazgeçmelerini sağlamak için inanılmaz zulüm ve işkence usüllerine başvurmaktadır. Dünya'nın belki hiç bir yerinde görülmemiş iskence metodları bugün, Doğu Türkistan halkına karşı yaygın şekilde uygulanmaktadır. Resimlerde bunların canlı ve dehşet verici örneklerini görüyorsunuz. Görülen, kesilmiş kol ve bacaklar, Doğu Türkistanlı bir kardeşimize aittir. Çin güvenlik güçleri bu kardeşimizi 4 Şubat 1997 de meydana gelen Gulca ayaklanmasından sonra, bağımsızlık taraftarı faaliyetlere katılmak suçlamasıyla tutuklamış, suçunu itiraf etmesi, başka arkadaş ve safdaşlarının isimlerini bildirmesi için korkunç işkenceye tabi tutmuşlardır. Önce ayaklarını çivilemişler ,
daha sonra ise saatlerce çıplak ayak buz üstünde
durdurmuşlardır.
Sonuçta,
ayaklar
ve kolları donmuş
ve kesilmek zorunda kalmıştır.
Böylece bu kardeşimiz hiç bir suçu olmadığı halde
genç yaşta , yaşayan bir ölü haline gelmiştir.
Bu olayları ve resimleri bütün insanlığa ithaf ediyoruz. 4 Eylül 2004 |